Hobbes’un Leviathan’ında Özgürlük ve Egemenlik: Bir Lise Öğrencisinin Gözünden

 


Hobbes’un Leviathan’ında Özgürlük ve Egemenlik: Bir Lise Öğrencisinin Gözünden


Merhaba, ben Ali. Geçenlerde felsefe dersinde Thomas Hobbes’un Leviathan adlı kitabından bahsettik ve hocamızın tahtaya yazdığı bir cümle kafamı karıştırdı: “Vatandaşın özgürlüğü, Egemen’in sınırsız gücüyle tutarlıdır.” İlk duyduğumda “Nasıl yani?” dedim. Özgürlük denince aklıma istediğimi yapmak gelir, sınırsız güç denince de birinin bana sürekli “Şunu yap, bunu yapma” demesi gelir. Bu ikisi nasıl aynı anda olabilir? Ama biraz düşününce, aslında Hobbes’un ne demek istediğini anlamaya başladım. İzin verin, kendi hayatımdan örneklerle açıklamaya çalışayım.


Okulun İlk Günü: Bir Sözleşme Hikayesi


Düşünün, dokuzuncu sınıfın ilk günüyüz. Koridorlar tıka basa dolu, kimse kimseyi tanımıyor. Herkes çantasını kapmaya çalışıyor, sıra kavgaları çıkıyor, biri diğerinin önüne geçmeye kalkınca itişmeler başlıyor. Hobbes böyle bir duruma “doğa durumu” derdi. Yani ortada hiçbir kural yokken, herkes kendi çıkarını kolladığı için aslında kimse tam anlamıyla güvende değildir. Çantanı kaptırdığın an, sıranı kaybettiğin an… Hobbes’a göre böyle bir ortamda “herkes herkesin düşmanıdır.” İşte bu yüzden özgür olmak sandığımız kadar güzel değildir; çünkü özgürsün ama sürekli tetiktesin.


Sonra ne olur? Bir sınıf başkanı seçeriz. Ona bazı yetkiler veririz: sıraları düzenlesin, kimin nerede oturacağına karar versin, kavga çıktığında araya girsin. Biz ona bu yetkiyi veririz çünkü kaos ortamından kurtulmak isteriz. Hobbes’un Egemen’i işte tam olarak budur. Egemen, bizim güvenliğimiz için kurallar koyar ve bu kuralları uygulama yetkisine sahiptir. Ve bu yetki sınırsızdır yani sınıf başkanı “Kantinde sıraya gireceksiniz” derse, bu kurala uymak zorundayız. Çünkü ona bu yetkiyi biz verdik.


Peki Özgürlüğüm Nerede Kaldı?


İşte asıl soru burada. Eğer Egemen her şeye karar veriyorsa, benim özgürlüğüm ne oluyor? Hobbes’un cevabı şu: Egemen’in yasaklamadığı her şey özgürlüğündür. Yani sınıf başkanı “Tenefüste okul bahçesinde olacaksınız” dedi, ama “Tam olarak bahçenin neresinde duracaksınız” demedi. O halde ben bahçede istediğim yerde durabilirim, arkadaşlarımla sohbet edebilirim, top oynayabilirim. İşte bu benim özgürlüğümdür. Ama sınıf başkanı “Okul bahçesinden dışarı çıkmayacaksınız” derse, buna uymak zorundayım. Çünkü ona bu yetkiyi ben verdim ve eğer herkes kuralları çiğnerse, yeniden o ilk günkü kaosa döneriz.


Bir başka örnek: Trafik kuralları. Kırmızı ışıkta durmak zorundayım. Bu bir kısıtlama, evet. Ama bu kısıtlama sayesinde karşıdan karşıya güvenle geçebiliyorum. Hobbes’un mantığı tam olarak bu: Egemen’in sınırsız gücü, aslında benim güvenliğimi sağlıyor. Güvenliğim olmadan özgürlüğümün bir anlamı yok. Sokakta yürürken her an bir araba çarpabilirse, özgürce yürümüş olmanın ne faydası var?


Arkadaş Grubumdan Bir Örnek


Bir de şöyle düşünün: Beş kişilik bir arkadaş grubuyuz. Hafta sonu nerede buluşacağımıza karar vermek için bir türlü anlaşamıyoruz. Biri AVM diyor, biri park diyor, biri sinema diyor. Saatlerce mesajlaşıyoruz, kimse geri adım atmıyor. Sonunda içimizden birini “karar verici” seçiyoruz. “Tamam, bu hafta Ali karar versin” diyoruz. Ali “Buluşma yeri X, saat 14.00” diyor. Ve herkes geliyor. Ali’nin bu konuda “sınırsız gücü” var kimse itiraz etmiyor. Ama bu, benim özgürlüğümün yok olduğu anlamına mı geliyor? Hayır. Ben o buluşmaya gelmeyi tercih ettim. Ali’nin kararına uymayı seçtim çünkü saatlerce tartışmaktan, kimsenin bir yere varamamasından bıktım. Hatta Ali’nin karar vermesi sayesinde aslında özgürlüğümü kullanmış oldum: buluşmaya gidip arkadaşlarımla vakit geçirme özgürlüğümü. Eğer Ali olmasaydı, belki de hiç buluşamayacaktık.


Hobbes’a Göre Özgürlük Nedir?


Hobbes özgürlüğü çok basit bir şekilde tanımlar: “Bir engelle karşılaşmadan istediğini yapabilmek.” Yani aslında özgürlük, bir şeyi yapmama engel olan bir duvarın, zincirin olmamasıdır. Egemen’in kuralları da birer duvar değildir; onlar birer “çerçeve”dir. Tıpkı bir futbol maçındaki kurallar gibi. Futbolu kuralları olmadan oynayamazsın. Kurallar olmazsa herkes eliyle oynar, kafasıyla vurur, ofsayt diye bir şey kalmaz ortada futbol kalmaz. O yüzden kurallar, oyunun kendisini var eder. Hobbes’a göre de Egemen’in kuralları, özgürlüğü yok etmez; aksine, özgürlüğün var olabileceği bir ortam yaratır.


Ama Bu Demokratik mi?


Tabii ki Hobbes’un bu fikirleri günümüzde tartışmalı. Biz bugün “Egemen’in sınırsız gücü” deyince “Nasıl yani? Seçimler yok mu? İnsan hakları yok mu?” diye soruyoruz. Hobbes 17. yüzyılda yaşadı, iç savaşın korkunçluğunu gördü. Onun için en önemli şey “güvenlik”ti. Bugün biz güvenlik kadar özgürlüğün de önemli olduğunu düşünüyoruz. Ama yine de Hobbes’un bize öğrettiği bir şey var: Özgürlük dediğimiz şey, kuralsız bir ortamda değil, güvenli bir ortamda anlam kazanır. Okulda öğretmenimizin olmadığı bir sınıf düşünün  orada herkes istediğini yapabilir belki, ama kimse ders çalışamaz, kimse sınavına hazırlanamaz. Yani “tam özgürlük” çoğu zaman “hiçbir şey yapamamak” anlamına gelebilir.


Sonuç olarak; Hobbes’un “vatandaşın özgürlüğü Egemen’in sınırsız gücüyle tutarlıdır” sözü, ilk bakışta bir çelişki gibi görünse de, aslında bize şunu anlatıyor: Gerçek özgürlük, güvenlik içinde yaşamaktır. Egemen’e verdiğimiz yetkiler, bizi birbirimize karşı korur. Kurallar bizi bağladığı ölçüde, aynı zamanda bizi özgür kılar. Tıpkı okul bahçesindeki duvar gibi duvar bizi dışarıya kapatır ama içeride güvenle oynamamızı sağlar.


Ben Ali, henüz lise öğrencisiyim. Hobbes’u tamamen onayladığımı söyleyemem  bugün demokratik haklarımıza çok değer veriyorum. Ama onun bu cümlesini anlamaya çalışırken, özgürlük ve güvenliğin aslında birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan şeyler olduğunu fark ettim. Belki de hayatta en zor şey, bu ikisi arasında doğru dengeyi bulmak. Hobbes’a göre denge, Egemen’in gücünde saklı. Bu fikre katılıp katılmamak size kalmış. Ama bir şeyi anladım: Özgürlükten bahsederken, önce onu mümkün kılan yapıları görmemiz gerekiyor. Bazen, o yapıların ta kendisi, bize özgürlüğümüzü geri verir mi ne dersiniz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder