Sevgili Genç Arkadaşım,
Dün akşam otobüste yaşadığın o küçük anı hatırlıyor musun? Yaşlı teyze ayakta kalırken sen oturuyordun ve için için bir sıkıntı hissettin. Kimse sana bir şey demedi, teyze de şikayet etmedi ama o rahatsızlık işte... İşte tam o an, Kant felsefesinin kalbinde yatan şeyi hissettin: ödev bilincini.
Kant'ın ahlak anlayışı bize şunu söyler: Bir davranışın ahlaki değeri, onun sonuçlarında değil, hangi niyetle yapıldığında gizlidir. Yani birine yardım etmenin iyiliği, o kişinin sana gülümsemesinde ya da sana fayda sağlamasında değil, sırf yardım etmen gerektiği için yardım etmendedir.
Geçen hafta matematik sınavında yanındaki arkadaşının kağıdına bakmadın. Neden bakmadın? Öğretmen yakalar diye korktuğun için mi? Yoksa notun düşer diye? Yoksa sırf kopya çekmek yanlış olduğu, bunun bir ödev olduğu için mi? İşte Kant bu son soruya "Evet!" der. Gerçek ahlaki davranış, çıkar beklemeden, korku duymadan, sırf doğru olduğu için yapılandır.
Kant buna "ödev için ödev" der. Yani iyiliği, bir araç olarak değil, bizzat amaç olarak görmek. Tıpkı sabah okula gelirken caminin önünden geçen o çocuğa her gün selam vermen gibi. Karşılık beklemeden, bir çıkar gözetmeden, sırf insana saygı duyduğun için.
Kant'ın altın kuralı şudur: "Öyle davran ki, davranışının ilkesi evrensel bir yasa olsun." Yani "herkes yalan söyleseydi ne olurdu?" diye düşün. Eğer herkes yalan söyleseydi, kimse kimseye güvenemez, toplum çökerdi. O halde yalan söylememek evrensel bir yasa olmalı. Bu kadar basit ve bu kadar derin.
Annene yardım ederken, ondan harçlık almayı bekliyorsan bu Kant'a göre ahlaki bir davranış değildir. Ama annen yorgun göründüğü için, ona yardım etmen gerektiğini düşündüğün için sofrayı kuruyorsan, işte o zaman ahlakın özünü yakalamışsındır.
Okul çıkışı gördüğün o sokak köpeğine su veriyorsan, kimse seni görmediği halde, bunu bir ödev bilinciyle yapıyorsan, işte Kant'ın "iyi niyet" dediği şey budur. İyi niyet, Kant'a göre dünyada iyi sayılabilecek tek şeydir. Zeka, cesaret, zenginlik bile kötü amaçlar için kullanılabilir ama iyi niyet her zaman iyidir.
Belki Kant'ı okurken "Bu adam çok katı" diye düşünebilirsin. Haklısın da. Kant'a göre bir arkadaşını üzülmesin diye küçük bir yalan söylemek bile ahlaken doğru değildir. Çünkü yalan her zaman yalandır ve evrensel bir yasa olamaz.
Ama şunu da unutma: Kant'ın istediği, insanın kendi aklıyla, kendi vicdanıyla doğruyu bulmasıdır. Dışarıdan baskıyla değil, içten gelen bir sesle hareket etmesidir.
Sen de bugün bir karar verirken şunu düşün: Bu davranışımı herkes yapsaydı dünya nasıl olurdu? Ve bu davranışı sırf doğru olduğu için mi yapıyorum? İşte o zaman Kant'ı anlamış, onun felsefesini hayatına katmış olacaksın.
Unutma, ahlakın pusulası kalbinde. Onu dinlemeyi bil yeter.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder