İnsan, öğrenmeye doğar. Kadim bilgeler insan doğal olarak bilmek ister diyerek bu durumu desteklemiştir. Peki ya öğreten bir el, rehberlik eden bir ses, aktaracak bir bilgi hazinesi olmasaydı? 12. yüzyılda Endülüslü filozof İbni Tufeyl, Hay Bin Yakzan adlı felsefi romanında bu soruyu cevaplamaya girişmiştir. Issız bir adada, bir ceylan tarafından büyütülen Hay’ın hikâyesi, insanın doğayla baş başa kalarak en derin hakikatlere ulaşabileceğinin çarpıcı bir kanıtı niteliğindedir. Devam 👉

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder