Çocuğunuz İçin En İyi Okulu Ararken Sakın Bu Tuzağa Düşmeyin: Mikro Yönetim

 


Çocuğunuz İçin En İyi Okulu Ararken Sakın Bu Tuzağa Düşmeyin: Mikro Yönetim

Değerli veliler,

Hepimiz çocuğumuz için en iyisini isteriz. Okul seçerken gözümüzü kamaştıran şeyler genelde bellidir: tertemiz binalar, rengarenk panolar, yüksek sınav başarıları ve tabii ki karizmatik, her işe koşan, etrafta pervane gibi dönen okul yöneticileri...

İşte tam bu noktada dikkat! Çoğu zaman bir okulun en büyük zaafı, kaynak eksikliği ya da eski binalar değildir. En büyük zaafı, yöneticisinin her işe burnunu sokma alışkanlığıdır. Bu duruma eğitimde "mikro yönetim" denir ve maalesef veliler olarak bizler bunu fark etmekte çok geç kalırız.

Okul tanıtımlarında yöneticinin “Bu okulda her işi ben bilirim, her yazıyı ben okurum, her etkinliği ben kontrol ederim” demesini sakın titizlik ve fedakârlık sanmayın. Bu cümle, çoğu zaman o okulda öğretmene duyulan güvensizliğin ilanıdır.

Peki bu durum sizin çocuğunuzu nasıl etkiler? Şöyle düşünün:

Mikro yönetimin hüküm sürdüğü bir okulda öğretmen, sınıfta inisiyatif almaktan çekinir. Yenilikçi bir etkinlik yapmak istese aklına ilk gelen şey “Müdür ne der?” olur. Siz çocuğunuzun yaratıcı, sorgulayan ve cesur bireyler olmasını isterken, bu okullardaki öğretmenler sadece hata yapmamaya odaklanmış robotlara dönüşür. Peki, kendi kararlarını alamayan, sürekli denetlenen ve özgüveni kırılmış bir öğretmen, çocuğunuza nasıl özgüven aşılasın?

Bu okulların kaderi acıdır. Bir süre sonra yönetici şikâyet etmeye başlar:

“Bu okulda herkes her işi bana soruyor, kimse kendi başına bir şey yapmıyor.”

Oysa bunun sebebi öğretmenlerde aramamak gerekir, sorun yöneticinin kendi elleriyle kurduğu sistemdedir. Önemli olan işleyen bir sistem kurmaktır.

Sevgili veliler, siz okulun kapısından girerken şu iki kritik gözlemi yapın:

1. Öğretmenlerin gözlerinin içi parlıyor mu, yoksa sürekli koridorda müdürü mü kolluyorlar?

2. Kararlar hızlı mı alınıyor, yoksa her şey için “Ben müdüre sorayım” cevabı mı veriliyor?

Gerçek başarı, tek bir güçlü yöneticinin değil; güçlü öğretmenlerin, yetki alan ekiplerin ve birbirine güvenen insanların olduğu okullarda saklıdır. Çünkü bir öğretmen kendini değerli ve yetkin hissettiğinde, sınıfının havası değişir. O sınıftaki çocuk, sorgulamayı, risk almayı ve üretmeyi öğrenir.

Unutmayın, gerçek liderlik kontrol ederek büyütmek değil, güvenerek geliştirmektir.

Siz çocuğunuz için okul araştırırken, fiziki şartlardan ve afişlerden önce şu soruyu mutlaka sorun:

“Bu okulda öğretmenler kendilerini ne kadar özgür ve güvende hissediyor?”

Çünkü bir okulun kalitesi, yöneticinin her şeyi bilmesiyle ilişkili değildir. Asıl mesele öğretmenlerin kendilerini değerli hissetmesindedir. Çocuğunuzun geleceği, özgüveni tükenmiş öğretmenlerin ellerinde  mi? Yoksa tükenmez enerjili öğretmenlerin ellerinde mi? daha iyi şekillenir. Bu yüzden vitrin sizi yanıltmasın, perde arkasındaki kültüre bakın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder